26 Şubat 2009 Perşembe

HANIM KIZ! 'EBRU ŞALLI '

Okan Bayülgen'nin NTV'de yayınlanan ' Sade Vatandaş' programını izlerken bu yazıyı yazmaya karar verdim.Bunu tetikleyen faktör Nev-i şahsına münhasır! kişilik Ebru Şallı'yı yine-gene ekranlarda görmemdi. Piyasada olan Pilates Dvd'sinin ilerleyen günlerde Advance! hatta doğrusunu yazayım edvınsını cıkartmayı düşünüyormuş.Yaptığı diğer şeyler gibi anlam veremediğim gereksiz kelimelerden biri.Bu hanım kızın! bir türlü ne yaptığını ya da ne yapmaya çalıştığını anlayamadım.Anlamak için de çaba sarfettiğimi söyleyemeyeceğim.
Hanım kızımız! Türkiye de ilkleri gerçekleştirdiği söylerken buna örnek olarak çok zayıf ve sağlıklı olarak hamilelik geçirdiğini ve 5,5 aylık hamileyken dahi çalıştığını söylüyor.
İyi hoş çalışmışta bu hanım kız! ne iş yapıyor?

Günlük hayatta sıklıkla karşımıza çıkan yada bana oyle gelen bir durum vardır..Adam zengindir ve evde canı sıkılan karısının canı sıkılmasın ve sıkılan can da kendisine yansımasın diye kurulan işler vardır diye düşünürken Ebru Şallı ile ekranda göz göze geldik.

24 Şubat 2009 Salı

DAYAK ERKEKLERİN HAKKI!araştırmalar diyor...

Bursa - Uludağ Üniversitesi (UÜ) Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nazan Bilgel başkanlığında, Yrd. Doç. Dr. Alis Özçakır, Doç. Dr. Nuran Bayram, Dr. Nilüfer Ergin ve Dr. Kerem Selimoğlu tarafından, ''Eş dayağı konusunda Türk erkeklerinin tutumlarını'' belirlemek amacıyla yapılan araştırma kapsamında, bin 150 evli erkekle yüz yüze görüşülerek, anket formları dolduruldu.

Erkeklerin eşlerine dayak atma konusundaki tutumlarını ve bu tutuma etki eden etmenleri incelemek için yapılan çalışmaya katılanların yüzde 29'unun, evlilik hayatları boyunca eşlerine en az bir kez dayak attıkları belirlenirken, erkeklerin yüzde 17.9'u eşlerini dövmenin kendileri için bir ''Hak'' olduğunu ifade etti.

Çocukken dayak yiyen erkekler, eşlerini daha çok dövüyor

Araştırmaya katılan erkeklerin yüzde 42.7'sinin çocukluk yıllarında dayak yedikleri anlaşılırken, o dönemde fiziksel şiddete maruz kalan erkeklerin, şiddetle karşı karşıya kalmamış hemcinslerine göre eşlerini daha fazla dövdükleri belirlendi.

Hiç eğitim görmemiş kadınların, yüksek eğitim almış kadınlara göre daha fazla eş dayağına maruz kaldıklarını ortaya koyan araştırmada, ailedeki çocuk sayısı arttıkça kadının eş dayağına maruz kalma riskinin de aynı oranda yükseldiği, ayrıca kocanın alkol kullanması durumunda kadının dayakla karşılaşma ihtimalinin daha yükseğe çıktığı anlaşıldı.

Araştırmaya katılan erkekler, ''Parasal'', ''Çocuklar'' ve ''İki tarafın aileleri''ni en çok tartışmaya yol açan faktörler olarak sıralarken, katılımcıların yüzde 67.3'ü bu tartışmaların uzlaşmayla, yüzde 13.9'u kendi kararları doğrultusunda, yüzde 8.8'i daha büyük tartışma ve çekişmeyle sonuçlandığını ifade ederken, yüzde 1.3'ü ise tartışmanın ardından eşini dövdüğünü belirtti.

Evli her üç kadından biri dayak yiyor

Araştırma sonuçlarını değerlendiren Prof. Dr. Nazan Bilgel, erkeklerin eşlerini dövmelerinin önüne geçebilmek için mutlaka acil tedbirler alınması gerektiğini bildirdi. Prof.Dr. Bilgel, şöyle konuştu: ''Bunlar, tüm kız çocuklarının örgün eğitim içinde yer almalarının sağlanması, alkol bağımlıları için tedavi ve destek merkezlerinin kurulmasıdır. Alkol bağımlıları için tedavi ve destek merkezlerinin kurulması şart. Çünkü araştırmaya katılan erkeklerin beyanlarına göre, kendilerinin alkol kullanması tartışmalara neden olmakta ve bu tartışmalar erkeğin eşine dayak atmasıyla sonuçlanmaktadır. Ailede çocuğa yönelik fiziksel şiddeti önleyecek tedbirlerin alınması lazım, çünkü eşlerine dayak attıklarını söyleyen erkeklerin çoğu kendi çocukluklarında fiziksel şiddete maruz kalmışlar, yani dayak yemişlerdir. Şiddet, öğrenilen bir davranıştır ve bu öğrenme olayını ortadan kaldırabilmek için çocuklara yönelik şiddet yok edilmelidir. Sonuç olarak şunu söylemek mümkündür. Bursa'da yaşayan evli her 3 kadından 1'i eşleri tarafından dövülmektedir. Yaklaşık olarak evli her 5 erkekten 1'i eşlerine dayak atmanın kendilerine verilmiş bir hak olduğunu beyan etmektedir. Çocukluğunda dayak yemiş olan her 3 erkekten biri eşini dövdüğünü belirtirken, çocukluğunda dayak yememiş olan erkeklerde bu oran azalmaktadır''

Kaynak: Cumhuriyet


TV. de bir VEDAT ÖZDEMİROĞLU


Vedat Özdemiroğlu 'nun sunduğu “Türkçe Sözlü Hafif Komik”-'DEPO Komedi kulubü Kanal Türk'te Salı gecesi saat:00:30 da yayınlanıyor.Uykusuz okuyanlara duyurulur...

Geçen bölümlerini izleyemediğim için program hakkında yorum yapamam ama Vedat Özdemiroğlu için her türlü izlenir.

www.uykusuzdergi.com

DEPROSYANA YAN ÇİZME PEŞİNDEYİM






Sabahları erken saatte uyanmak oldum olası benim için eziyet olmuştur. Şöyle ifade edeyim, üniversite yıllarında özellikle sınav zamanları (diğer günler uyku pahasına derslere girmediğimin cook olmuştur) sabah erken kalkmamak için sabahladığımı cook bilirim.Eğer sabah derslerine girmişsen o dersi mutlaka geçmeliydim çünki ben bu ders için çook büyük fedakarlık yapıp sabahın körü uyanmıştım .O yüzdende çalışırken ki en büyük eziyetim sabahları uyanma kısmıydı.Sabah soğuk arabama biner işe giderken yoldan gecen insanların eşofmanlarını giyip yürüyüşe çıktıklarını görmek en büyük eziyetimdi.Kafamda senaryo hazırdı.OOO mis gibi yürüyüş sonra sıcacık eve gidip şöyle yayıla yayıla mükellef bir kahvaltı...Kısaca her sabah bu ruh haliyle işe gider ama işe varır varmaz cıkardım.Sabah uyanıp, o yataktan kalkıp, işe gidene kadar ki süreçim yıllar boyunca devam etti.Büyük ihtimallede hayatım boyunca bunu yaşayacağım.Hayalini kurduğum senaryoya kriz sebebiyle sahibim.Artık istediğim saatte uyanabilir,yürüyüşe cıkar,misler gibi uzun kahvaltılar yapar,çalışırken yapamadığım tüm kursları-gezileri gercekleştirir,okuyamadığım tüm kitapları okuyabilirdim.EEeee artık ara zamanlara birşey sıkıştırmak zorunda değildim,tüm zamanlar benimdi.İstediğimde bu değilmiydi?Hem iştende sıkılmış ,kendi isteğimle istifamı verecek olanda ben değilmiydim.Maalesef o da bendim , şuanda çalışmamaktan depresyona çelme atmaya calışan da benim.İşin özeti insanoğlu nankör.Ya da ben bi tuhafım...

Çalışırken spora gider ve keşke çalışma saatlerim daha uygun olsada gidemediğim kurslara gitsem,hayatımda en sevdiğim şeylerden biri olan sinemayı bol bol izlesen,daha çok arkadaşlarımla görüşsem, öğle vakti şehir içinde bi kahve içsem özlemi ile çalışır dururdum.Şimdi bunları yapabilmek için herşey hazır ama ben hazır değilim.
Galiba bünyeye çalışmamak yaramadı.Çalışma saatlerim yoğun olduğundan dolayı evle çok değil hiç alakam yoktu diyebilirim.Temizliği kadın yapıyor,ütüyü ütücü,yemekler pratik olarak hazırlanıyor sonuç olarak evde olması gereken hersey calışırkende gayet düzenli oluyordu.Şuan çalışmamış olmamın tek farkı evi temizleyen bayanı görmem,ütüye geleni tanımam,yemeklerin biraz daha düzenli olması dışında hiç bir artısı yok.Bırakın artısını sürekli kendimi temizlik yaparken bulmamda eksisi.
İşten ayrıldığımdan beri spora gitmedim.Hiç bir kursa yazılmadım.Biri beni dürtmezsede evden dışarı çıkasım yok.Galiba elde imkanlar olmadığı zaman kurduğumuz hayaller gercek hayaller değil.

EY MİNİK PANDİSPANYA SİLKELEN VE KENDİNE GEL!

23 Şubat 2009 Pazartesi

%100 DOĞAL , 100 TARİF



Arzu Aygen & Ülfet Aygen tarafından hazırlanan BEYAZ UNSUZ ŞEKERSİZ HAMUR İŞLERİ kitabını tavsiye ederim.Mutlaka evinizde birbirine benzeyen birçok yemek kitabı vardır ama farklı bir alternatifin bulunması hiçte fena olmaz.Sağlıklı besleneyim ama hamur işlerindende vazgecemiyorum diyorsanız super bir kitap.Özellikle çoçukların vazgecilmesi olan kurabiyeleri bide bu yöntemle deneyinki bünyeye ne kadar az beyaz seker girse o kadar yarar.Neyse ben aldım okuyorum ve denemelerim hakkındada geri dönüşler iyi olduğu için buna güvenerek tavsiye sınıfıma bu kitabı ekledim.

İçeriğinde kekler,pizzalar,kişler,ekmekler,kurabiyeler,poğaçalar,simitler vb. 100 tarif mevcut.

2006 GOURMAND ödülünü almış.Türkçesi Türkiye'nin en iyi sağlık ve beslenme kitabı.

Kitaptan size bir tarif,

İNCİRLİ CEVİZLİ KEK

Malzemeler(8 kişilik)

-10 kuru ceviz

-3 yumurta(akı-sarısı ayrılmış)

-1 çay bardağı pekmez

-100gr tereyağı-4 yemek kaşığı

-1 çay bardağı süt

-1 tatlı kaşığı tarçın

-1 cay bardağı iri dövülmüş cevzi

-1 tutam doğal kaya tuzu

-1,5 su bardağı tam buğday unu

Yapılışı

* Fırınınızı 170 (turbo 150) derecede ısıtın

* Yaklaşık 26 cm çapında tepsinizi hafifçe yağlatıp unlayın.İnciri üzerine çıkacak kadar suyla 5-10 dk.bekletin.Sudan süzüp küçükcük doğrayın,bir kenarda bekletin.

* Yumurta sarıları,pekmez ve tereyağını geniş bir kabın içinde 5 dk. mikserle çırpın.Karışım yoğun bir kıvam almış ve tereyağı parçaları tamamen erimiş olacak.

* Süt ve tarçını ilave edip karıştırın.Doğradığınız incirleri ve cevizi katıp tahta kaşıkla karıştırın.

* Yumurta akını bir tutam tuzla sert kar haline gelinceye kadar çırpın.

* Kar haline gelen yumurta akı ve unu dönüşümlü olarak incirli karışıma ekleyin,her eklemeden sonra tahta bir kaşıkla karışımı dikkatlice aşağıdan yukarıya doğru karıştırarak harmanlayın.Tüm malzemeleri birbirine yedirdikten sonra tepsinize dökün.Üzerini düzeltip sıcak fırının alttan ikinci katına yerleştirin.

* Kekininizi 4o dakika kadar pişirin.Ortasına bastırdığınızda kürdan temiz olacaktır.

Bu tarifi hazırlayanlar hakkında daha fazla bilgi isterseniz,okumaya devam...

YAZARLAR HAKKINDA:

Arzu Aygen
12 yıldır gıda ve yayıncılık sektörlerinde çalışıyor. Aşçı, yemek danışmanı, yemek sitesi editörü, çevirmen, yemek stilisti gibi sıfatlarla devam ettiği iş yaşamının yanı sıra bol bol “gerçek” yemek pişirmeye devam ediyor.

Ülfet Aygen
34 yıldır ailesini birbirinden güzel yemeklerle besliyor. Açtığı börekler, hazırladığı mantılar, poğaçalar ve baklavalarla Bulgaristan göçmeni ailesinin yemek mirasını devam ettiriyor. Evinde pekmez, tarhana, salça yaparak köy hayatının güzelliklerini şehirde yaşatıyor.

Anne kız daha önce otel ve cafelere erişte ve kek hazırladılar. Son ortak çalışmaları olan bu kitap, ikisinin de deneyimlerinden ve yaşamlarından izler taşıyor.

PAZAR KAHVALTISI-BARBA



Yağmurlu,kasvetli bir pazar gününe uyanan bendenizin ruh hali değişken olduğundan havalardan anında nem kapabiliyor.Bu nemde bünyeye 'oof içim sıkılıyoor!' şeklinde anında dönebiliyor.Eğer evden sabah cıkılmamışsa bütün gün 'OOff n'apsak acaba' larla saatler ilerken akşamın karanlığı üstümüze çökmüş oluveriyor.Böylelikle bi pazarı daha miskin Bekir modu ile bitirmiş oluyoruz.'Ey Türk silkelen ve kendine gel diyerek' kendimizi Barbaya attık.Maalesef bu atma işlemi,sanıldığı kadar kolay olmadı.Bazı zamanlar vardır,sürekli birşeyleri giyer-cıkartırsınız ve hiç bişey içinize sinmez ya işte o kadınsal durum bu sabah beni yakaladı ve çıkışımız benden dolaylı rötarlı ,kapıda bekleyen kahramanım için ise sinirli başladı.Sonunda kendimizi Barba'nın kollarına atabildik.Hava soğuk olduğundan içerisi ana sıcaklığıyla karşıladı bizi ve ya üşürsemle üstüme giydiklerimden kurtulabildim.

BARBADAKİ KAHVALTI HAKKINDA YORUMLARIM

Mekan aydınlık,masalar iç içe değil,ne çok kalabalık ne de bomboş,kahvaltı eşliğinde gazetenizi rahatça okuyabiliyorsunuz,mekanda uğultu yada sizi rahatsız edecek konuşma sesleri olmamazı bu hafta bizim şansımızdı,havalandırma iyi olduğundan sigara dumanı sizi rahatsız etmiyor,tabiki yazın bahçenin açılması ile bu kahvaltı mevzusu heryerde olduğu gibi buradada cok daha keyifli bi hale geldiği herhalde ortak fikirdir.Kahvaltı açıkbüfe değil masaya serpme -açık büfeyi tercih edenlerden olmadığımdan bu benim için artıydı.Ama masa açık büfeyi aratmayacak şekilde çeşitlendirilmişti.Ama peynir konusunda karşısında rakibi olan Anadolu Et Lokantası kadar iyi değildi.Yumurta türevleri isteğiniz üzerine masaya sıcak sıcak geliyor.Benim için en büyük artısı taze portakal suyu olması çünki genelde hazır meyve sularını önümüze koyuyorlar.

Hizmet konusuna gelirsek; personel hem hızlı hem de güleryüzlü.

Bir daha gidermiyim?
EVET
Tavsiye edermiyim?
EVET

Sadece pazar kahvaltısı olup,cumartesi dahil diğer günlerde kahvaltı hizmeti sunmuyorlar.(Bence bu olmamış)

Bu kadar anlattın söle bakalım bu bize ne kadara maloluyor diyorsanız kişi başı 20 Ytl.